Ana içeriğe atla

Kayıtlar


  
 
Print Friendly and PDF

Bedduanın Kabulü Neden Gecikir

  Hz. Davut Kıssası Hz. Davut (aleyhisellâm), Allah'ın kendisine hem peygamberlik hem de hükümdarlık verdiği büyük bir elçiydi. Ancak onun kavmi olan İsrailoğulları, zaman zaman ilahi emirlere karşı geliyor ve isyan ediyorlardı.   Kavminin içindeki bazı gruplar günahlara dalıyor, uyarılara kulak asmıyor ve kötülükten vazgeçmiyorlardı.   Hz. Davut, onların bu inatçı ve nankör tutumlarına daha fazla dayanamadı. En sonunda Allah’a el açarak bu zalim ve asi topluluk için beddua etti. Aradan uzun bir zaman geçmesine rağmen kavminin başına hemen bir bela veya helak gelmediğini gördü. Bunun üzerine Hz. Davut, Rabbine yönelerek içindeki merakı dile getirdi: "Ya Rabbi! Ben onlara beddua ettim, fakat cezaları neden gecikti?" Hz. Davut'un bu sorusu üzerine Cenabı Allah, onun kalbini yatıştıracak ve ilahi adaletin işleyişini öğretecek şu vahyi gönderdi: "Ey Davut! Sen kulsun ve acele ediyorsun. Ben ise mülkün sahibiyim ve acele etmem. Onların içinde henüz töv...

Mideye Vuran Hakikat: "Leş" / The Jungle ve Amerikan Gıda Devriminin Perde Arkası

" 'Upton Sinclair’in ölümsüz eseri Leş / The Jungle kitabının kapsamlı özeti nedir ve bu eser toplumda ne gibi değişimlere yol açmıştır' konusuna, yazarın Chicago mezbahalarında geçirdiği yedi haftalık gizli / undercover araştırma sürecinden başlayarak bakmak gerekir." Sinclair, bu eseriyle Amerikan rüyasının karanlık ve kokmuş dehlizlerine bir ışık tutmuş, işçi sınıfının yaşadığı cehennemi / inferno tüm çıplaklığıyla sergilemiştir. (Sinclair, 1962, s. 128; Wikipedia, 2026). Litvanyalı Bir Ailenin Çöküşü: "Leş" Kitabının Özeti Hikaye, Litvanya’dan büyük umutlarla Chicago’ya göç eden Jurgis Rudkus ve genç eşi Ona Lukoszaite’nin geleneksel ve neşeli düğün töreni / veselija ile başlar. (Sinclair, 1905, s. 232). Jurgis, güçlü vücuduna ve çalışma azmine güvenen, "Daha çok çalışacağım" / I will work harder sözünü bir mantra gibi tekrarlayan iyimser bir devdir. (Sinclair, 1905, s. 304). Ancak bu iyimserlik, "Mezbahalar Şehri" / Packi...

SIR PERDESİNİN ARALANMASI VE EBEDİYETİN GURÛBU: VELİLERİN GAYB VE KIYAMET ÜZERİNE HİKMETLERİ

"Gayb / realm of the unseen (bilinmeyen âlem) ve kıyamet / doomsday (dünyanın sonu) meseleleri, tasavvuf büyüklerinin gönül aynalarında sadece geleceğe dair birer haber değil, kulun her an Hakk ile olma şuurunu / consciousness diri tutan ruhanî / spiritual birer muvakkit / timekeeper (vakit belirleyici) hükmündedir." Veliler, gaybın mutlak anahtarının Allah’ın yed-i kudretinde / power (güç eli) olduğunu teslim etmekle birlikte, seyr-ü sülûk / spiritual path yolunda kalbi tasfiye olanlara / purified (arınmış) bu perdelerin kısmen aralanabileceğini bizzat tecrübe etmişlerdir. Gaybî Haberlerin Mahiyeti ve "Mevlid" Sırrı Sufî muhakkiklere / realizers (hakikat araştırmacıları) göre gayb, aslında Allah’a göre mevcut olmayan, ancak insanın sınırlı idraki / perception için perdeli olan bir sahadır. Şeyh Aliyyu’l-Havvâs el-Berlisî’nin (k.s.) fevkalade sarsıcı olan şu tespiti kaynaklarda sürekli tekrarlanır: "Hak Teâlâ’ya göre gayb yoktur; her şey 'şehâdet'...

ÜMMÎ BİR ARİFİN GAYBÎ İLİMLERİ: SEYYİD ALİYYÜ’L-HAVVÂS EL-BERLİSÎ’NİN SIRLARI

  "İslam tasavvuf tarihinin en ilginç / interesting ve sarsıcı şahsiyetlerinden biri olan Seyyid Aliyyü’l-Havvâs el-Berlisi (kuddise sırruh.), zâhirî bir eğitim görmemiş, okuma-yazma bilmeyen bir 'ümmî' / illiterate olmasına rağmen; Kur’ân-ı Kerîm ve hadis-i şeriflerin en derin manalarını şerh eden, ulemanın / scholars bile hayretle dinlediği bir 'marifet deryası' / sea of gnosis olarak kabul edilir." İmam Şârânî gibi büyük bir alimin mürşidi / spiritual guide olan Aliyyü’l-Havvâs, geçimini hasır örerek veya hurma lifi işleyerek kazanan mütevazı bir zanaatkâr kimliğinin ardında, 'Levh-ü Mahfuz' / the preserved tablet (İlâhî muhafaza levhası) üzerinde tasarruf sahibi olan muazzam bir ruhanî gücü gizlemiştir. Kaynaklarda onun, sadece Mısır’ın değil, tüm küre-i arzın / earth 'ashab-ı növbet'ini (manevî nöbetçilerini) bildiği ve 'gayb' / realm of the unseen (bilinmeyen âlem) perdelerini araladığı en ince detaylarıyla anlatılır [Şârânî, 10...

CIĞERPARE İLE İMTİHAN: EVLİYAULLAHIN EVLAT SINAVIDAKİ SIRRI VE SABRI

  "İslâm tasavvuf düşüncesinde evlat sevgisi, bir arifin / gnostic kalbindeki mutlak tevhid / monotheism (Tanrı'nın birliği) nurunun saflığını ve 'mâsivâ' / everything other than God (Allah dışındaki her şey) ile olan bağını ölçen en hassas terazi olarak kabul edilmiştir." Tasavvufî kaynaklarda velîlerin evlatlarıyla olan imtihanları, sadece beşerî bir acı değil; 'Gayretu'llah' / Divine Jealousy (Allah'ın sevgide ortak kabul etmemesi) tecellisinin ruhanî bir analizi olarak sunulur. Bir velî için evlat, cennet meyvesi olabildiği gibi, kalbi asıl maksûddan / goal ayıran en kalın 'hicap' / veil (perde) haline de gelebilir. Fudayl b. İyâz: Kalbin Tek Sahibi ve "Hoş Vaiz" Evlat Fudayl b. İyâz hazretlerinin oğlu Ali ile olan imtihanı, evlat sevgisinin 'zikr-i dâim' / continuous remembrance haline olan etkisini göstermesi bakımından çarpıcıdır. Fudayl, bir gün küçük oğlunu kucaklayıp öptüğünde, çocuğun "Babacığım beni...

ERLERİN HAYZI: KERAMET İFŞASININ MANEVİ REZALETİ VE NEFSİN GİZLİ TUZAKLARI

  "Tasavvuf düşüncesinde velilerin elinde zuhur eden olağanüstü hallerin / miracles halka arz edilmesi ve birer üstünlük nişanesi olarak sergilenmesi, hakikat erleri tarafından en sert ifadelerle reddedilmiş; bu durum manevi bir 'hayz' / menstruation hali olarak nitelenmiştir." Kaynaklarda kerametlerin gizlenmesi (kitmân) asıl kabul edilirken, bunları açıklamak veli için bir rüsvaylık ve "Ricâ-ül hayz" / erlerin hayz görmesi şeklinde tanımlanan ağır bir hicap / veil (perde) vesilesi sayılmıştır. Hayz-ı Ricâl: Keramet İfşasının Manevi Analizi Velayet makamına eren zatların kerametlerini saklamaları, dindarlığın ve kulluk edebinin bir gereği olarak görülürken, bu hallerin izharı / disclosure manevi bir kirlilik olarak kabul edilmiştir. Ariflerin bu durumu hayz / menstruation ile eş tutmalarının temel sebebi, tıpkı kadınların hayızlı oldukları dönemde ibadetten ve Hakk'ın huzurunda bulunmaktan (camiye girmekten) mahrum kalmaları gibi, kerametiyle övün...
Arşiv Keşif Ağı: