Gabriel García Márquez'in Düşünce Dünyasında Kadın Olgusu, Erkekliğin Eleştirisi ve Sığınak Olarak "Kötü Yola Düşen Kadınlar"
1. Kadınlara Karşı Özgün Düşünceleri ve Tarihsel
Rol Dağılımı
...García Márquez'in kadınlara karşı özgün
düşünceleri ve toplumsal cinsiyet rollerine yaklaşımı ele alındığında...,
yazarın tüm yaşamı ve edebi külliyatı boyunca kadınları düzenin, güvenliğin ve
yaşamın sürdürülebilirliğinin temeli olarak gördüğü anlaşılır. Çocukluğunu
anneannesi, teyzeleri ve evdeki kadın hizmetçilerin arasında geçiren yazar,
varoluşun karmaşasını kadınların erkeklerden çok daha iyi kavradığını ve yaşam
yolculuklarını daha az seyir aygıtıyla başarıyla sürdürdüklerini savunur.
Yazarın dünya görüşünde tarihsel roller net bir
çizgiyle ayrılmıştır: Erkekler sınırsız çılgınlıkların ve savaşların peşinde
koşarak tarihi ileriye itip kaos yaratırken, kadınlar demir bir el ile
toplumsal düzeni ve türün devamlılığını sağlarlar. Kadınların jeolojik bir güç kadar sarsılmaz olan
bu direnci olmasa, toplumların ayakta kalması imkansızdır. García Márquez, hayatı
boyunca kadınların yanında kendisini tam bir güvenlik içinde hissettiğini ve
masasında sarı bir gül ile etrafında kadınlar olmadığı sürece verimli
yazamayacağını belirtmiştir.
2. Erkeklerin Kötü Yönleri, Machismo Eleştirisi
ve İktidar Tutkusu
...Erkeklerin kötü yönlerini eleştirdiği boyutlar
ve maço kültürün tahribatı incelendiğinde..., García Márquez'in Latin Amerika toplumunu felç eden machismo
/ erkek egemenliği kültürüne karşı acımasız bir edebi ve düşünsel savaş
açtığı görülür. Kırmızı Pazartesi (Chronicle of a Death
Foretold) romanını anaerkil bir toplumda hüküm süren ilkel erkek
egemenliğinin teşhiri ve mahkum edilmesi olarak tanımlayan yazar, maço tutumu
hem erkeklerde hem de kadınlarda başkalarının haklarının gasbedilmesi (usurpation
of rights / hakların gaspı) olarak tarif eder.
Erkeklerin tarihsel acımasızlığı dünyayı
kargaşaya sürüklerken, iktidar hırsının temelinde yatan asıl trajedi erkeklerin
seveme yetersizliğidir. García Márquez, erkeklerin siyasi güç ve iktidar
peşinde koşmalarını duygusal bir sakatlığa bağlar; seveme yetersizliği (inability
to love / seveme yetersizliği) yaşayan erkekler, bu boşluğu iktidar
tutkusuyla doldurmaya çalışırlar. Ayrıca toplumsal maço beklentilerin erkekler
üzerinde yarattığı cinsel kaygı ve başarısızlık korkusunu (performance
anxiety / performans kaygısı) da eleştirerek, erkeklerin ancak bir kadının
anlayışı ve şefkati sayesinde bu baskıdan kurtulabileceğini vurgular.
3. Toplumsal Rol ve Karakter Analiz Tablosu
|
İnceleme Alanı |
Temel Düşünce ve Yaklaşım |
Edebi / Biyografik Yansıması |
|
Kadınların Tarihsel Rolü |
Kadınlar toplumsal düzeni ve türün
devamlılığını korur; varoluşu erkeklerden daha iyi kavrarlar. |
Yüzyıllık Yalnızlık'ta Úrsula
Iguarán'ın evi ve soyu ayakta tutan sarsılmaz iradesi. |
|
Erkekliğin ve Machismo'nun Eleştirisi |
Erkek egemenliği (machismo / erkek
egemenliği) başkalarının haklarını gasp etmektir; erkeklerin tarihsel
acımasızlığı yıkım getirir. |
Kırmızı Pazartesi'de namus
cinayeti üzerinden maço toplum yapısının teşhir edilmesi. |
|
İktidar ve Seveme Yetersizliği |
Güç arzusu, insanın seveme yetersizliğinin (incapacity
for love / seveme yetersizliği) bir ikamesidir. |
Patriarkın Sonbaharı'ndaki
diktatörün ve Albay Buendía'nın sevgisizlikten iktidara sığınması. |
|
Toplumsal Dışlanmış Kadınlara Yaklaşım |
Yoksulluk ve çaresizlik nedeniyle fuhuşa
sürüklenen kadınlara duyulan insani empati ve şefkat. |
Açlıktan Yatan Kızlar anlatısı ve
Benim Hüzünlü Oynak Kadınlarım'daki Delgadina figürü. |
4. Kötü Yola Düşen Kadınlara Duyduğu Üzüntü ve
Sığınak Olarak Brothel / Genelev
...Kötü yola düşen kadınlara duyduğu üzüntü,
empati ve genel ev kültürüne yaklaşımı ele alındığında..., García Márquez'in
gençlik yıllarındaki sefalet döneminden itibaren toplumun dışına itilmiş bu
kadınları asla yargılamadığı, aksine onlara derin bir insani acıma ve dostlukla
yaklaştığı görülür.
Genç Gabo, Barranquilla'da gazetecilik yaparken Residencias
New York ("Gökdelen") adıyla bilinen ve fahişelerin kaldığı ucuza
odalar kiralayan bir genel evde yaşamış, bu kadınların mektuplarını yazmış,
kahvaltılarını paylaşmış ve onlara bolerolar söylemiştir. Ernest Hemingway ve
William Faulkner'ın "bir yazar için en huzurlu çalışma yerinin bir genel
ev olduğu" yönündeki görüşünü paylaşan yazar, sabahların sakinliği ve
akşamların insani hikayeleri nedeniyle bu mekanları edebi bir laboratuvar
olarak görmüştür.
Yazarın eserlerinde ve biyografisinde fuhuşa
sürüklenen genç kızlara duyulan derin üzüntü somut örneklerle yer alır:
- Açlıktan Yatan Kızlar: Dostu
Álvaro Cepeda ile birlikte Barranquilla'da "açlıktan yatmak zorunda
kalan küçük kızların evi" (the house with the little girls who go
to bed because they're hungry) adını verdikleri mekandaki genç kızlara
okuma yazma öğretmiş ve onları burslarla hastanelerde veya okullarda iş
sahibi yaparak fuhuş çukurundan kurtarmışlardır.
- Annelerin Empatisi: Anlatmak
İçin Yaşamak (Living to Tell the Tale) otobiyografisinde,
annesi Luisa Santiaga ile yaptıkları nehirden yolculuk sırasında kiralık
kadınların çaresizliğini gören annesinin onlara tiksintiyle değil, acıyan
ve merhamet dolu bir gözle baktığını aktarır.
- Edebi Şefkat ve Aşk Dönüşümü: Benim
Hüzünlü Oynak Kadınlarım (Memories of My Melancholy Whores)
romanında, 90 yaşındaki bir adamın yoksulluk nedeniyle düğme dikme
fabrikasında bitap düşen 14 yaşındaki Delgadina adındaki genç kızı satın
alması anlatılır; ancak adam yorgunluktan uyuyakalan kızın masumiyeti
karşısında cinsel arzuyu bir kenara bırakarak hayatında ilk kez tutkulu,
saf ve hesapsız bir aşka uyanır.
García Márquez için bu kadınlar birer cinsel meta
değil, yoksulluk ve toplumsal ikiyüzlülük yüzünden mağdur olmuş, sevgiyi ve
şefkati en az herkes kadar hak eden varoluşsal sığınaklardır.
Kaynakça (APA Formatı)
- García Márquez, G. (2002). Living to Tell the Tale (Trans.
Edith Grossman). London: Jonathan Cape.
- García Márquez, G. (1985). Love in the Time of Cholera (Trans.
Edith Grossman). New York: Alfred A. Knopf.
- García Márquez, G. (2004). Memories of My Melancholy Whores
(Trans. Edith Grossman). New York: Alfred A. Knopf.
- Martin, G. (2008). Gabriel García Márquez: A Life. London:
Bloomsbury Publishing.
- Mendoza, P. A., & García Márquez, G. (1982). The Fragrance of
Guava: Conversations with Gabriel García Márquez. London: Faber &
Faber.
