"İslâm
tasavvuf düşüncesinde evlat sevgisi, bir arifin / gnostic kalbindeki mutlak
tevhid / monotheism (Tanrı'nın birliği) nurunun saflığını ve 'mâsivâ' /
everything other than God (Allah dışındaki her şey) ile olan bağını ölçen en
hassas terazi olarak kabul edilmiştir." Tasavvufî kaynaklarda
velîlerin evlatlarıyla olan imtihanları, sadece beşerî bir acı değil;
'Gayretu'llah' / Divine Jealousy (Allah'ın sevgide ortak kabul etmemesi)
tecellisinin ruhanî bir analizi olarak sunulur. Bir velî için evlat, cennet
meyvesi olabildiği gibi, kalbi asıl maksûddan / goal ayıran en kalın 'hicap' /
veil (perde) haline de gelebilir.
Fudayl b. İyâz: Kalbin Tek Sahibi ve "Hoş
Vaiz" Evlat
Fudayl b. İyâz hazretlerinin oğlu Ali ile olan
imtihanı, evlat sevgisinin 'zikr-i dâim' / continuous remembrance haline olan
etkisini göstermesi bakımından çarpıcıdır. Fudayl, bir gün küçük oğlunu
kucaklayıp öptüğünde, çocuğun "Babacığım beni seviyor musun?"
sorusuna "Evet" cevabını verir. Ancak çocuk, "Peki Allah’ı
seviyor musun?" diye sorup yine "Evet" cevabını alınca;
"Babacığım, bir kalbe iki sevgiyi nasıl sığdırıyorsun?" diyerek
babasını derinden sarsmıştır. Allah, kâmil bir kulunun kalbinde bizzat kendisinden başka bir sevginin
yer bulmasına rıza göstermez.
Psikolojik bir travma / trauma olarak
nitelenebilecek bu olaydan sonra Fudayl, oğlunu kucağından bırakmış ve onu
kendisine 'en büyük vaiz' olarak görmüştür. Oğlu Ali’nin vefatı ise tamamen
ruhanî bir vecd / ecstasy neticesidir. Ali, bir Kur’an hocasının okuduğu
kıyamet âyetlerini işittiğinde, kalbi bu heybete dayanamamış ve "Kıyamet!
Nedir şu Kıyamet!" diyerek ruhunu teslim etmiştir. Fudayl bu acı
karşısında sarsılmamış, aksine "Allah, oğlumun bu haliyle benden razı
olmuştur" diyerek rıza / contentment makamını sergilemiştir. (Attâr, 2022,
s. 219-225).
İbrahim b. Edhem: Mekke'de Son Bulan Hasret
Belh tahtını terk eden İbrahim b. Edhem, geride
süt emme çağında bir oğul bırakmıştı. Yıllar sonra oğlu büyüyüp babasını bulmak
için Mekke’ye geldiğinde, İbrahim b. Edhem evlat kokusunu tanımış ancak ruhanî
yolculuğuna engel olmasından korkmuştur. Oğluyla Rükn-i Yemânî’de
kucaklaştığında, kalbinde evlada karşı bir meyil / affection uyanınca hâtiften
/ divine voice bir nidâ gelmiştir: "Yâ İbrahim! Hem bizi sevdiğini iddia
ediyor, hem de bizden başkasıyla meşgul oluyorsun!".
Bu ihtardan sonra oğlu kucağında can vermiştir. Mürid
için makam olan bir sevgi, kâmil bir arif için en ağır hicap / veil haline
gelebilir. İbrahim b. Edhem’in bu imtihanı, nefsindeki 'baba'
kimliğinin tamamen fenâ / annihilation bulması için kurgulanmış ilâhî bir
senaryodur. (Attâr, 2022, s. 228-232).
İbn Atâ ve On Evladın Şehadeti: Rızanın Zirvesi
Tasavvuf tarihinin en dehşetli evlat
imtihanlarından biri Cüneyd-i Bağdâdî'nin müridi İbn Atâ hazretlerinin başından
geçmiştir. On çocuğuyla sefere çıktığında haramiler / bandits yollarını kesmiş
ve çocuklarını birer birer boğazlamışlardır. İbn Atâ, her çocuğu katledildiğinde semaya bakıp
gülümsemiştir. En küçük oğlu babasına "Sen ne şefkatsiz babasın,
çocukların kesiliyor da gülüyorsun!" diye sitem ettiğinde; İbn Atâ,
"Bunu yapan Zât’a (Allah) karşı ne söylenir? O dileseydi hepsini
korurdu" diyerek mutlak teslimiyetini / submission ifade etmiştir.
İnsan psikolojisinin "aşırılık" olarak
göreceği bu tavır, tasavvufta 'sahv' / sobriety (ayıklık) makamının bir
gereğidir. İbn Atâ, evlatlarını Allah'ın birer emaneti olarak görmüş,
emânetin sahibine iadesi anında malikiyet / ownership davasına düşmemiştir.
Onun bu rızası harami başını bile etkilemiş ve onuncu oğlunun kurtulmasına
vesile olmuştur. (Attâr, 2022, s. 327-329).
Velîlerin Evlat İmtihanına Dair Hikmetli Sözleri
Kaynakların evlat imtihanı ve çocuk sevgisi
üzerine ittifak ettiği / alliance ana fikirler şunlardır:
- Fitne ve Deneme: "Mallarınız ve
çocuklarınız ancak bir fitnedir / trial.". İmam Kuşeyrî, kişinin
Allah'tan meşgul eden her şeyin (evlat dahil) meymenetsiz olduğunu
belirtir.
- Meymenetsizlik Analizi: Ebû
Bekir Verrak, evladın babasının vaktini / time ve huzurunu çalmasını,
ruhanî bir hırsızlık olarak niteler. Çocuk sevgisi kalbe yerleşince,
ahiret sevgisi o gönülden pılısını pırtısını toplayıp göç eder.
(Kuşeyrî, 2004, Cilt 2, s. 461; Attâr, 2022, s. 850).
- İstidrâc Korkusu: Bazı
velîler, evlatlarının başarılarından bile "Acaba bu bir istidrâc /
leading to ruin (aldatıcı başarı) mıdır?" diye korkmuşlardır. (Attâr,
2022, s. 294).
- Vefat ve Sır: Abdülkadir Geylânî, vefatı
anında çocuklarına "Yanımdan çekilin, zira zâhirde sizinleyim ama
bâtında başkalarıyla (Allah ile) beraberim" diyerek evlat bağının
ölüm anındaki sükûtunu / silence vurgulamıştır.
Kaynaklarda sürekli tekrarlanan düşünce; evladın,
arifin gönül evindeki misafir olduğu, ancak bu misafirin ev sahibinin yerini
almaması gerektiğidir.
Dipnotlar (APA):
- Attâr, F. (2022). Tezkiretü’l-Evliyâ (S. Uludağ, Çev.).
İstanbul: Kabalcı Yayınları. (s. 219, 220, 225, 228, 231, 232, 294, 327,
328, 336, 850).
- Geylânî, A. (t.y.). Tâcü’l-Evliyâ ve Burhânü’l-Esfiyâ. (s. 436,
441-444).
- Kuşeyrî, A. (2004). Tasavvufun İlkeleri - Risale-i Kuşeyrî
(Cilt 1-2). İstanbul: Tercüman 1001 Temel Eser. (Cilt 1, s. 219; Cilt 2,
s. 461).
- Ozak, M. (1970). Envâru’l-Kulûb (Cilt 1-2). İstanbul. (Cilt 1,
s. 27-29, 552).
- Uludağ, S. (2007). Sırlar Menbaı ve Tarikat Sultanı Cüneyd-i
Bağdâdî. İstanbul: Mavi Yayıncılık. (s. 311).
