Ana içeriğe atla

  
 
Print Friendly and PDF

SIR PERDESİNİN ARALANMASI VE EBEDİYETİN GURÛBU: VELİLERİN GAYB VE KIYAMET ÜZERİNE HİKMETLERİ


"Gayb / realm of the unseen (bilinmeyen âlem) ve kıyamet / doomsday (dünyanın sonu) meseleleri, tasavvuf büyüklerinin gönül aynalarında sadece geleceğe dair birer haber değil, kulun her an Hakk ile olma şuurunu / consciousness diri tutan ruhanî / spiritual birer muvakkit / timekeeper (vakit belirleyici) hükmündedir." Veliler, gaybın mutlak anahtarının Allah’ın yed-i kudretinde / power (güç eli) olduğunu teslim etmekle birlikte, seyr-ü sülûk / spiritual path yolunda kalbi tasfiye olanlara / purified (arınmış) bu perdelerin kısmen aralanabileceğini bizzat tecrübe etmişlerdir.

Gaybî Haberlerin Mahiyeti ve "Mevlid" Sırrı

Sufî muhakkiklere / realizers (hakikat araştırmacıları) göre gayb, aslında Allah’a göre mevcut olmayan, ancak insanın sınırlı idraki / perception için perdeli olan bir sahadır. Şeyh Aliyyu’l-Havvâs el-Berlisî’nin (k.s.) fevkalade sarsıcı olan şu tespiti kaynaklarda sürekli tekrarlanır: "Hak Teâlâ’ya göre gayb yoktur; her şey 'şehâdet' / witnessing (görünen) mertebesindedir. O’na gizli ve saklı bir şey yoktur ki gayb denilsin. Kur’ân’da geçen 'Gaybı bilen O’dur' ifadesi, biz kulların idrakine göre gayb olanı kasteder." (Kâşifî, s. 115). Arif için gerçek gayb ilmi, geleceği bilmek değil, her anın 'şimdi' olduğunun farkına vararak mazi / past ve müstakbelden / future kurtulmaktır.

Resûl-i Ekrem (salla'llâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz, kendisine gayb sorulduğunda "Ben gaybı bilmem, sadece Mevlâ’nın bildirdiğini bilirim" buyurarak, beşerî sınırları net bir şekilde çizmiştir (Câmî, s. 92). Ancak veliler, bu bilgiyi rüyalar, ilhamlar ve vahiylerin / revelations mirası olan "keşf" / discovery yoluyla tadarlar. Dünyanın mülk ve saltanatına güvenen gafil, kabir kapısında hakikati gördüğünde son pişmanlığın fayda vermeyeceği bir nedamet ummanında boğulmaya mahkûmdur.

Kıyametin Üç Mertebesi ve Sosyo-Psikolojik Alâmetler

Tasavvufî kaynaklarda kıyamet, sadece kozmik bir yıkım değil, ferdî ve toplumsal bir "uyanış" süreci olarak üç kategoride / category analiz edilir:

  1. Küçük Kıyamet: İnsanın kendi ölümüdür. "Ölenin kıyameti kopmuştur" sırrınca, her nefis kabir berzahına / isthmus (geçiş âlemi) girdiği an kendi hesabıyla yüzyüze gelir.
  2. Orta Kıyamet: Bir milletin veya medeniyetin / civilization ahlaken çökerek hürriyet ve istiklalini / independence kaybetmesidir. Adaletin bittiği ve zulmün başladığı yerde orta kıyamet kopmuştur.
  3. Büyük Kıyamet: İsrafil’in (aleyhisellâm) sûra / trumpet üflemesiyle kâinatın fizikî nizamının / order bozulmasıdır.

Velilerin bu sürece dair psikolojik analizleri, özellikle "ahir zaman" / end times işaretleri üzerinde yoğunlaşır. Bişr-i Hafî (k.s.) gibi büyük arifler, toplumsal değerlerin altüst olmasını (tefessüh) en büyük alâmet sayarlar: "Öyle bir zaman gelecek ki, ahmaklar / fools akıllıların başına geçecek; devlet ve yönetim liyakatsiz / incompetent ellerde oyuncak olacaktır." (Coşan, Cilt 2, s. 361). Ayrıca, insanların dışarıdan kardeş gibi görünüp içten birbirlerine düşman olmaları (nifak), veliler nezdinde kıyametin manevî şafağının söktüğünün işaretidir.

Kıyamet Dehşeti ve Ruhanî Himaye

Doomsday / Doomsday (kıyamet) günü yerlerin ve göklerin altüst olduğu o dehşetli / terrifying anda, veliler halkın "Nefsî, nefsi!" diyerek kendi derdine düştüğü bir vakitte, Hz. Peygamber’in (salla'llâhu aleyhi ve sellem) "Ümmetî, ümmeti!" nidasının / cry mirasçısı olurlar. Ebû Hasan Harakânî Hazretleri’nin şu sözleri sâliklerin gönlüne su serper: "Yarın kıyamet günü Allah 'Ne getirdin?' derse, 'Dünya zindanından birbirine karışmış saç sakal, mahcubiyet ve üzüntü getirdim' derim." (Attâr, s. 239). Kıyamet günü mizan kurulduğunda, dili Allah demekten kuruyanların dilsiz hayvanlar gibi mahşere sürüleceği o büyük hesap günü, ancak kalbini 'zikr-i dâimî' ile parlatanlar için bir düğün gecesi (şeb-i arûs) hükmündedir.

İnsan psikolojisi ölümden ve kıyametten korkmaya meyllidir; zira "tûl-i emel" / long hopes (hiç ölmeyecekmiş gibi yaşama) arzusu bir narsisistik savunmadır. Veliler ise, "İstikamet / righteousness, daha dünyada iken kıyameti görmektir" buyurarak, kıyameti uzak bir gelecekten bugüne, kulun vicdanına taşımışlardır.

İlgili Konular:

  • Keşf-i Kubûr: Kabir ehlinden ve ahiretten haber alma makamı.
  • Tul-i Emel: Emel uzunluğu ve bunun manevî uyanışa engeli.
  • Berzah: Dünya ile ahiret arasındaki gizemli köprü.

Dipnotlar (APA):

  • Attâr, F. (2022). Tezkiretü’l-Evliyâ (S. Uludağ, Çev.). İstanbul: Kabalcı Yayınları. (s. 239, 272, 449).
  • Câmî, M. (1998). Nefahâtü’l-Üns (Lâmiî Çelebi Tercümesi, S. Uludağ & M. Kara, Haz.). İstanbul: Marifet Yayınları. (s. 92, 115).
  • Coşan, M. E. (2016). Tabakàtü’s-Sûfiyye Sohbetleri (Cilt 1-4). Sincan: Server Yayınları. (Cilt 1, s. 73, 359-361).
  • Kâşifî, F. A. (t.y.). Resahât - Can Damlaları. (s. 115).
  • Kuşeyrî, A. (2004). Tasavvufun İlkeleri - Risale-i Kuşeyrî (Cilt 1-2). İstanbul: Tercüman 1001 Temel Eser. (Cilt 1, s. 124; Cilt 2, s. 1).
  • Ozak, M. (1975). Envâru’l-Kulûb (Cilt 1-2). İstanbul: Üçler Matbaası. (Cilt 1, s. 585-591; Cilt 2, s. 259-261).
  • Şârânî, İ. (t.y.). Evliyalar Ansiklopedisi (Tabaqat). (s. 982, 1012, 1042).

Bu blogdaki popüler yayınlar

ETNİK COĞRAFYA BAKIMINDAN KÜRTLEŞEN TÜRKMEN AŞİRETLERİ

    KAYIP TÜRKLER ETNİK COĞRAFYA BAKIMINDAN KURTLESEN TÜRKMEN AŞİRETLERİ ETNİK COĞRAFYA BAKIMINDAN KÜRTLEŞEN TÜRKMEN AŞİRETLERİ Baskı: Aralık 2014 ALİ RIZA ÖZDEMİR 1977 yılında Erzincan'da doğdu. Atatürk Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümünden mezun oldu. Erzincan Üniversitesinde yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. Kitaplarının ve kitap bölümlerinin dışında yazı, makale ve şiirleri değişik yayın organlarında yayımlanan Ali Rıza Özdemir, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsünün Politik, Sosyal ve Kültürel Araştırmalar Merkezine bilimsel danışmanlık yapmaktadır. Özdemir, çalışmalarını tarihi coğrafya, dinler coğrafyası ve etnik coğrafya ile coğrafya tarihi ve coğrafyada felsefesi yönelimler konularında yoğunlaştırmıştır. YayımIanmış kitapları şunlardır: Ali Rıza Özdemir, (Hifzullah Eryeşil, Ahmet Remzi Oran, Ab- durrahim Güneş ile birlikte), Beyaz Kent: Siirt, Siirt Valiliği Yayınları, Ankara, 2007. Ali Rıza Özdemir, Kart Kurt Sesleri Arasında Kaybolan Gerçek: Kür...

YEZİDİLİĞİN YOKEDİLMESİ ÜZERİNE BİLİMSEL SAHTEKÂRLIK

  Yezidiliği yoketmek için yapılan sinsi uygulama… Yezidilik yerine EZİDİLİK kullanılarak,   bir kelime değil br topluluk   yok edilmeye çalışılıyor. Ortadoğuda geneli Şafii Kürtler arasında   Yezidiler   bir ayrıcalık gösterirken adlarının   “Ezidi” olarak değişimi   -mesnetsiz uydurmalar ile-   bir topluluk tarihinden koparılmak isteniyor. Lawrensin “Kürtleri Türklerden   koparmak için bir yüzyıl gerekir dediği gibi.” Yezidiler içinde   bir elli sene yeter gibi. Çünkü Yezidiler kapalı toplumdan yeni yeni açılım gösteriyorlar. En son İŞİD in terör faaliyetleri ile Yezidiler ağır yara aldılar. Birde bu hain plan ile 20 sene sonraki yeni nesil tarihinden kopacak ve istenilen hedef ne ise [?]  o olacaktır.   YÖK tezlerinde bile son yıllarda     Yezidilik, dipnotlarda   varken, temel metinlerde   Ezidilik   olarak yazılması ilmi ve araştırma kurallarına uygun değilken o tezler nasıl ilmi kurullardan ...

Ahmad al-Ghazali, The Metaphysics of Love

  Ahmad al-Ghazali, Remembrance, and the Metaphysics of Love JOSEPH E. B. LUMBARD For Alexis “Love is not love which alters when it alteration finds, or bends with the remover to remove.” Acknowledgments This book derives from a doctoral dissertation submitted to Yale University’s Department of Religious Studies. I am deeply indebted to my dissertation advisor, Gerhard Bowering, who first suggested this topic and saw the project through to completion. I must also thank Seyyed Hossein Nasr, under whom I completed an MA thesis on Abu Hamid al-Ghazali and who first introduced me to the fields of Islamic Studies and Sufi Studies. Beatrice Gruendler served as a meticulous reader for the dissertation and provided the overall structure that I have maintained in the final book. As a reader for the dissertation, William Chittick provided many excellent suggestions. His thorough critique of the revised manuscript many years later was invaluable. Neither the dissertation nor thi...
Arşiv Keşif Ağı: