Ana içeriğe atla

  
 
Print Friendly and PDF

O, İlk Sevilen Ve Âşık Olunandır

 


 

“Bir şey kendi özünden ne kadar hoşlanır ve ondan ne kadar haz ve mutluluk duyarsa, onu o kadar sever ve ondan o kadar guru duyar (i’câb). Şimdi durum bu olduğuna gore İlk Olan’ın kendi özü hakkındaki zorunlu aşkı, onu sevmesi, ondan gurur duyması ile bizim kendimizin kendi özümüzü sevmemizden doğan aşkımız arasındaki nispet, onun özünün üstünlüğü ve mükemmelliği ile bizim kendisinden gurur duyduğumuz üstünlük ve mükemmelliğimiz arasındaki nispet gibidir. İlk Olan’da seven ve sevilen, öven ve övülen, âşık ile âşık olunan aynıdır. Bizde ise bunun tam tersidir. […] Herhangi birinin onu sevmesi veya sevmemesi, ona âşık olması veya olmamasının bir önemi yoktur. O, ilk sevilen ve âşık olunandır.”

Kaynak: Farabi, İdeal Devlet. El-Medinetü’l Fâzıla, çev. Ahmet Arslan, Divan Yayınevi, Ankara 2011, s. 44 vd.

 Kirlerinden Temizlenince

 “İnsanda bulunan ilâhî cevher, tabiatla temasından doğan, kirlerinden temizlenince ve çeşitli bedenî zevklerle türlü şeref tutkunluklarının çekimlerinden kurtulunca, kendi benzerine doğru yönelmek ister ve akıl gözüyle hiçbir maddenin lekelemediği mutlak ‘ilk iyiliği’ temaşa eder, ona doğru koşar ve o zaman ilk iyilikten kendisine doğru gelen nurdan feyiz alır. Böylece bundan eşi benzeri bulunmayan bir zevk doğar ve bedenini kullansın veya kullanmasın yukarıda anlattığımız birliğe varır. Ancak tabiattan tamamıyla ayrıldıktan sonar, bu yüksek mertebeye layık olur. Çünkü tam arınma, ancak dünya hayatından ayrıldıktan sonar gerçekleşir.”  

İbn Miskeveyh, Tehzîbu’l-Ahlak. Ahlak Eğitimi, çev. A. Şener/İ. Kayaoğlu/C. Tunç, Büyüyenay Yayınları, 2013 İstanbul, s. 159 vd.

“Bütün varolanların ayakta duruşu, sevgi sebebiyledir ve hiçbir var olan bir varlıktan ve bir birlikten (vahdet) yoksun olmadığı gibi bir sevgiden de yoksun olamaz.”

Kaynak: Tusi, Nasıruddin, Ahlâk-ı Nâsırî, çev.A. Gafarov/ Z. Şükürov, Litera Yayınevi, İstanbul 2007, s. 248.

Seni Herkes Sever

 “Kendi zatından zevk duyan ve hoşnut olan erdemli iyiliksever ise kuşkusuz kendi zatını sever, bir başkası da onun zatını sever, çünkü üstün (kimse) sevilendir; başkası onu sevdiğine göre onun ile arkadaşlık ve ilişki kurmayı tercih eder; dolayısıyla hem o, kendisinin hem de başkaları onun arkadaşı olur.”

Kaynak: Tusi, Ahlâk-ı Nâsırî. 261.

Bu blogdaki popüler yayınlar

ETNİK COĞRAFYA BAKIMINDAN KÜRTLEŞEN TÜRKMEN AŞİRETLERİ

    KAYIP TÜRKLER ETNİK COĞRAFYA BAKIMINDAN KURTLESEN TÜRKMEN AŞİRETLERİ ETNİK COĞRAFYA BAKIMINDAN KÜRTLEŞEN TÜRKMEN AŞİRETLERİ Baskı: Aralık 2014 ALİ RIZA ÖZDEMİR 1977 yılında Erzincan'da doğdu. Atatürk Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümünden mezun oldu. Erzincan Üniversitesinde yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. Kitaplarının ve kitap bölümlerinin dışında yazı, makale ve şiirleri değişik yayın organlarında yayımlanan Ali Rıza Özdemir, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsünün Politik, Sosyal ve Kültürel Araştırmalar Merkezine bilimsel danışmanlık yapmaktadır. Özdemir, çalışmalarını tarihi coğrafya, dinler coğrafyası ve etnik coğrafya ile coğrafya tarihi ve coğrafyada felsefesi yönelimler konularında yoğunlaştırmıştır. YayımIanmış kitapları şunlardır: Ali Rıza Özdemir, (Hifzullah Eryeşil, Ahmet Remzi Oran, Ab- durrahim Güneş ile birlikte), Beyaz Kent: Siirt, Siirt Valiliği Yayınları, Ankara, 2007. Ali Rıza Özdemir, Kart Kurt Sesleri Arasında Kaybolan Gerçek: Kür...

YEZİDİLİĞİN YOKEDİLMESİ ÜZERİNE BİLİMSEL SAHTEKÂRLIK

  Yezidiliği yoketmek için yapılan sinsi uygulama… Yezidilik yerine EZİDİLİK kullanılarak,   bir kelime değil br topluluk   yok edilmeye çalışılıyor. Ortadoğuda geneli Şafii Kürtler arasında   Yezidiler   bir ayrıcalık gösterirken adlarının   “Ezidi” olarak değişimi   -mesnetsiz uydurmalar ile-   bir topluluk tarihinden koparılmak isteniyor. Lawrensin “Kürtleri Türklerden   koparmak için bir yüzyıl gerekir dediği gibi.” Yezidiler içinde   bir elli sene yeter gibi. Çünkü Yezidiler kapalı toplumdan yeni yeni açılım gösteriyorlar. En son İŞİD in terör faaliyetleri ile Yezidiler ağır yara aldılar. Birde bu hain plan ile 20 sene sonraki yeni nesil tarihinden kopacak ve istenilen hedef ne ise [?]  o olacaktır.   YÖK tezlerinde bile son yıllarda     Yezidilik, dipnotlarda   varken, temel metinlerde   Ezidilik   olarak yazılması ilmi ve araştırma kurallarına uygun değilken o tezler nasıl ilmi kurullardan ...

BAHR-ÜL HAKÎKÂT

  بحر الحقیقة BAHR-ÜL HAKÎKÂT Cami 'il-Ulum we'l-Ma'arif, Macma' il-Karamat ve el-Makaşif il-Âlem al-Âlî    Şeyh Ahmed Gazâlî Hazırlayan : Dr. Ali Muhammed Sâberi بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ Kısa Biyografi Cami 'il-Ulum we'l-Ma'arif, Macma' il-Karamat ve el-Makaşif il-Âlem al-Âlî    Şeyh Ahmed Gazâlî. Lakabı Ebu el-Futuh ve asıl adı Ahmed'dir ve Muhammed ibn Ahmed el-Tusi el-Gazâlî'nin oğludur (Gazal, Tus köyünden bir köydür). O, Huccetü'l-islam   Ebu Hamid Muhammed Gazâlî'nin ünlü küçük kardeşidir. O büyük hukukçulardan biriydi ve gençliğinin başlangıcında Şeyh Ebu Bekir Nesac ile tanışmadan önce Bağdat’a giderek Nizamiye Medresesi müderrisliğini bırakıp, inzivaya çekilen ağabeyi İmam-ı Muhammed Gazali’nin yerine bu medresede dersler verdi.:   Kalbi ona emanet edilmiş, tövbe edip telkin etmiş ve hilafet halifesi ve akıl hocasının halefi olmak için vesayeti altında kemâle ulaşmıştır. Yüksek şahsiyeti, yetkinliği ve ...